Başakşehir Şinasi Ünsal Camii Konferans Salonu'nda yoğun katılımla gerçekleştirilen programa, Filistin başta olmak üzere, Türkiye, Sudan, Mısır, Moritanya gibi çok sayıda ülkeden onlarca âlim katıldı.


Gerçekleştirilen basın açıklamasında, İTTİHADUL ULEMA Genel Başkan Yardımcısı Suat Yaşasın, Filistin Âlimler Birliği Başkanı Dr. Nevvaf Tekruri, Muhammed Sağir, Dr. Abdulhey Yusuf, Mustafa Kasadar gibi tanınan simaların yanı sıra İslam dünyasından çok sayıda âlim hazır bulundu.

Şeyh Muhammed Abdülkerim'in Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda âlimler adına basın açıklamasını okuyan Dr. Vasfi Aşur, Filistin halkının soykırıma maruz kalmasının siyasi olarak suçlanmasının sorumluluktan kaçmak olduğunu vurgulayarak, Gazze üzerindeki kuşatmanın kaldırılması için adımlar atılması, Gazze halkına her türlü desteğin verilmesi, Refah Sınır Kapısı'nın açılması, Müslümanların kutsal mabedi için harekete geçilmesi ve kitlesel eylemler düzenlenerek yaşananların durdurulmaya çalışılması gerektiğini ifade etti.

Siyonist saldırılar Filistin halkına karşı Gazze Şeridi'nde giderek arttığını ve genişlediğini belirten Aşur, "Siyonist düşman her gün, tüm aileleri hedef alan vahşi katliamlar gerçekleştirmektedir. Her gün yüzlerce şehit, apaçık bir soykırımın kurbanı olmaktadır. Bu soykırım, uluslararası alanda büyük bir suç ortaklığı ve işgale açık bir tarafgirlik içinde gerçekleştirilmekte, İslam ümmeti ise utanç verici ve şüpheli bir sessizlik ve ihmalkârlık içindedir." dedi.

Malatya'da elektrik akımına kapılan hayvanlar telef oldu Malatya'da elektrik akımına kapılan hayvanlar telef oldu

"Hakikatin ters yüz edilmesi sorumluluktan kaçmaktır"

Aşur, Filistin davasına ve halkına sahip çıkılması adına hazırlanan ve 9 başlıkta özetlenen basın bildirisinin maddelerini şu şekilde sıraladı:

Birincisi: Siyonist düşman ve onunla birlikte hareket eden Amerikalılar ve Avrupalılar, Gazze Şeridi'ne yönelik bu saldırının ve soykırımın birinci dereceden sorumlusudurlar. Siyonist düşman, kutsal Filistin topraklarını işgal ettiği andan itibaren bu saldırıyı sürdürmektedir. Direnişi ve Filistin halkının soykırıma maruz kalmasını en ufak şekilde suçlama yönünde atılan her türlü resmi, medya ve siyasi adım; hakikatin ters yüz edilmesi, açık bir çarpıtma ve sorumluluktan kaçma olup, siyonist düşmana hizmetten başka bir anlam taşımaz.

"Gazze üzerindeki kuşatmanın kaldırılması için adımlar atılmalı"

İkincisi: Âlimler olarak bizler, İslam ülkelerinin tüm liderleri – başkanlar, krallar, emirler – için şer'i yükümlülük olan genel seferberlik ilan edilmesini, cephelerin açılmasını ve orduların Gazze'deki saldırıyı durdurmak, soykırımı engellemek ve kutsal mekânları özgürleştirmek için yönlendirilmesini zorunlu görmekteyiz. Eğer bu yapılamıyorsa, en azından Gazze üzerindeki kuşatmanın kaldırılması, direnişin ve halkın askeri, insani ve tıbbi yollarla desteklenmesi, yaralıların tedavi için taşınması ve evsiz kalanların barındırılması gibi adımlar atılmalıdır.

"Her bir siyonist yerleşimci, İslam topraklarında bulunduğu her yerde düşman ve savaş suçlusudur"

Üçüncüsü: Siyonist düşmanla yapılan tüm normalleşme anlaşmaları dinen batıldır ve hiçbir şekilde bağlayıcı değildir. Bu tür anlaşmalarla sağlanan güvenlik geçersizdir. Her bir siyonist yerleşimci, İslam topraklarında bulunduğu her yerde düşman ve savaş suçlusudur.

Dördüncüsü: Filistin'e, halkına, topraklarına ve kutsallarına yardım etmek; Gazze halkını soykırımdan kurtarmak sadece Filistinlilerin değil, tüm Arap ve İslam ümmetinin, liderler, halklar, kurumlar, resmî ve sivil oluşumların ortak sorumluluğudur. Tüm ümmetin tüm kesimleri bu sorumluluğu bir an önce üstlenmeli, Gazze halkına askeri, maddi ve manevi destek sağlamalıdır.

Mısır'daki yetkililere "Refah Sınır Kapısı Açılmalı" çağrısı

: Ümmetin tüm aktif güçlerinin bugün en önemli görevi, Gazze halkına yönelik zalim kuşatmayı kaldırmak, onlara yaşam ve direnişin tüm gereklerini ulaştırarak hayatları kurtarmaktır. Mısır'daki yetkililere, Refah Sınır Kapısı'nın derhal açılması ve Filistin halkının yaşamını sürdürebilmesi için gerekli tüm yardımların ulaştırılmasına izin verilmesi çağrısında bulunuyoruz. Yaralıların geçişine izin verilmesi, tedavi edilmeleri için sevk edilmeleri ve bu hususun kolaylaştırılması en temel haklardandır. Gazze üzerindeki kuşatmanın devam etmesi ve Refah Sınır Kapısı'nın kapalı kalması asla kabul edilemeyecek bir suçtur.

"Ümmetin tüm kesimleri bu kutsal mabedi korumak için derhal harekete geçmelidir"

Altıncısı: Heykel Grupları adı verilen siyonist oluşumların, Yahudi Hamursuz Bayramı'nda kurbanlarını Mescid-i Aksa'ya sokma ve orada kesme çağrıları, Müslümanların üçüncü kutsal mekânına yönelik son derece tehlikeli bir saldırıdır. Bu eylem, Peygamberimiz 'in (Sallahu Aleyhi Vesellem) miraca yükseldiği mekânı tehdit etmekte, onun varlığına, kimliğine ve üzerindeki İslami hâkimiyete açık bir saldırıdır. Bu da her Müslümanı derinden ilgilendiren bir hakaret ve inancımıza saldırı olup, Allah yolunda seferberlik için yeterli bir gerekçedir. Ümmetin tüm kesimleri bu kutsal mabedi korumak için derhal harekete geçmelidir.

"Direnişe maddi manevi destek verilmeli"

Yedincisi: Siyonist düşman, bugün Suriye ve Lübnan'da da katliamlar gerçekleştirerek saldırılarını genişletmektedir. Bu vahşet, Gazze'deki Siyonist soykırıma karşı Arap ve İslam dünyasının sessizliğinden cesaret almaktadır. Siyonist düşmanın saldırılarını genişletmesi, ancak onunla savaşın genişletilmesiyle engellenebilir. Suriye ve Lübnan'daki kardeşlerimize yönelik işlenen suçlar, onlara askeri, maddi, medya desteği ve diğer tüm yollarla yardım edilmesini gerekli kılmaktadır.

"Gazze'de yaşananlara sessiz kalmak ve acizliği bahane etmek, tarihin karanlık sayfalarına geçecek büyük bir utançtır"

Sekizincisi: Âlimler, Siyonist ve Amerikan elçilik ve konsolosluklarına yürüyüş düzenlenmesi, bunların etrafının kuşatılması, meydanlarda nöbet tutulması ve kitlesel gösteriler düzenlenerek bu katliamın durdurulması için baskı kurulması çağrısında bulunmaktadır. Bugün Gazze'de yaşananlara sessiz kalmak ve acizliği bahane etmek, tarihin karanlık sayfalarına geçecek büyük bir utançtır. Bundan önce ise bu suskunluk, Allah katında amel defterlerine yazılacaktır. Bu bağlamda âlimler, yarın öğle namazında İstanbul'daki Siyonist konsolosluk önünde düzenlenecek olan gösteride en ön saflarda olacaklarını beyan etmektedir. Tüm halkı, kadın- erkek, genç-yaşlı konsolosluğu kuşatmaya ve orada sürekli nöbette kalmaya davet etmektedir. Ayrıca, tüm İslam ülkelerindeki âlimleri ve davetçileri de aynı adımı atmaya çağırmaktadırlar.

"Karanlık geceden sonra muhakkak aydınlık bir sabah vardır"

Dokuzuncusu: Sabreden ve direnen Gazze halkımıza, yaşlılarına, kadınlarına ve çocuklarına– diyoruz ki: Sizin sebatınız ve direnişiniz, Allah'ın izniyle zaferin müjdecisidir. Direnişe verdiğiniz destek, canınızı, evlatlarınızı, evlerinizi ve mallarınızı Allah yolunda feda etmeniz, ümmetin izzet ve onurunun en büyük göstergesidir. Allah sizi asla yalnız bırakmaz ve amellerinizi boşa çıkarmaz. Zafer sabırla beraberdir. Karanlık geceden sonra muhakkak aydınlık bir sabah vardır. Âlimler olarak, bütün bu ihanetlere rağmen direnişe sarılan kahraman mücahitleri selamlıyor, onları takdirle anıyoruz. Allah, işine galiptir. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler."

Kaynak: İLKHA