loader
Advert

ALLAH’I (CC) SIFATLARIYLA TANIMAK – 4

Allah’ın adıyla ALLAH’IN SUBUTİ SIFATLARI 5. SEM’İ: Kelime anlamı olarak işitme demektir. Bu sıfat, Allah’ın (cc) her şeyi işittiğini, işitmediği hiçbir şeyin bulunmadığını ifade eder. Bu sıfatın zıddı olan sağırlık, Allah için mümkün değildir ve düşünülmesi haramdır. Sem’i, Allah’ın (cc) ezeli ve ebedi bir sıfatı olup O’ndan hiçbir zaman ayrılmaz. Kamil ve külli bir sıfattır, eksiklik ve noksanlık bulundurmaz ve her şeyi kuşatmıştır. Bu sıfat ile Allah (cc); ister gizli ve ister açık söylensin, ister yavaş ve ister yüksek söylensin, söylenen her sözü ve çıkan her sesi eksiksiz ve kamil bir şekilde işitmektedir. Hiçbir söz ve hiçbir ses O’ndan gizli kalmamakta ve O, hiçbir söz ve sesten habersiz bulunmamaktadır. Allah’ın (cc) işitmesi, mahlukların işitmesine benzememektedir. İnsanlar ve hayvanlar kulak vasıtasıyla işitirler. Bununla birlikte her sesi de işitmezler, ancak belli frekanslar aralığındaki sesleri işitirler. Bu gün etrafımızda meydana gelen ancak kulaklarımızın duymadığı çok sayıda hem düşük ve hem de yüksek frekanslı sesler vardır. Aynı şekilde uzak sesleri duyamayız. Allah (cc) için bunlar söz konusu değildir. O’nun için sesin düşük veya yüksek olması, uzak veya yakın olması, gizli veya açık olması arasında hiçbir fark yoktur. Aynı şekilde Allah (cc), sesleri işitmek için mahluklar misali kulak gibi organlara ihtiyaç duymamaktadır. Ancak O’nun işitmesinin mahiyetini kavramak, insan takatinin üstündedir. Allah (cc), sem’i konusunda kendisini vasfettiği ayetlerden birkaç tanesi şu şekildedir: “Hiç kuşkusuz O her şeyi işitir ve kullarına çok yakındır” (Sebe 50) “Allah, sizin konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, bilendir” (Mücadele 1) “Kullarım senden beni sordularsa, muhakkak ki ben çok yakınım, bana dua edince duacının duasına icabet ederim” (Bakara 186) Rivayete göre bir bedevi Rasulullah’a (sav); “Rabbimiz yakın mıdır yoksa uzak mıdır? Yakınsa ona fısıltı şeklinde dua edelim, uzaksa bağıralım” demiş ve bunun üzerine bu ayet inmiştir. 6. BASAR: Kelime anlamı olarak görme demektir. Bu sıfat, Allah’ın (cc) her şeyi gördüğünü ve görmediği hiçbir şeyin olmadığını ifade eder. Bu sıfatın zıddı olan körlük, Allah için mümkün değildir ve düşünülmesi haramdır. Basar, Allah’ın (cc) ezeli ve ebedi bir sıfatıdır ve kendisinden hiçbir zaman ayrılmaz. Hiçbir noksanlık ve eksiklik barındırmaz. Bu sıfat, kamil ve külli bir sıfat olup her şeyi kuşatmıştır. Allah (cc) bu sıfat ile gizli veya açık, uzak veya yakın, karanlık veya aydınlık, hiç fark etmeksizin her şeyi kamil bir şekilde görmektedir. İnsanlar, bir cismi görmek için ışığa ihtiyaç duyarlar. Işık olmadan bir cismi görmeleri mümkün değildir. Aynı zamanda göz gibi bir organ olmadan göremezler. Görmeleri sınırlıdır, mor ötesi ışınları, mikroskobik, gizli yada uzak cisimleri ve bir engel ardındaki şeyleri göremezler. Allah (cc) ise böyle değildir. Görmek için göz gibi bir organa ihtiyaç duymadığı gibi cisimleri görmek için de ışık gibi bir vasıtaya ihtiyaç duymaz. Aynı şekilde zaman, mekan, küçüklük-büyüklük, uzaklık-yakınlık, gizlilik-açıklık ve benzeri hiçbir şey Allah’ın görmesine engel teşkil etmemektedir. Ayrıca Allah’ın görmesi insanların, hayvanların ve diğer canlıların görmelerinden farklıdır. Ancak Allah’ın basar sıfatının mahiyetini kavramak mümkün değildir. Çünkü insanın akıl, ilim ve kabiliyet gücü sınırlı olup buna imkan vermemektedir. Bugün, pek çok hayvanın görme duyularının farklı fonksiyonlara sahip olduğu, birbirlerinden ve insanlardan farklı şekillerde cisimleri algıladıkları bilinmektedir. Bunlar; Allah’ın (cc) Basar sıfatının birer delilleridir. Basar sıfatıyla ilgili Kur’an’ı Kerim’de pek çok ayet geçmektedir. Bunlardan birkaç tanesi şu şekildedir: “Gözler O'nu görmez, O bütün gözleri görür” (En’am 103) “Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gizliliklerini bilir. Ve Allah, her ne yaparsanız görür” (Hucurat 18) “Allah her şeyi işiten ve her şeyi görendir” (Nisa 134) “Allah kullarını çok iyi görmektedir” (Al-i İmran 20) “Şüphesiz ki Allah, yapmakta olduklarınızı eksiksiz görür” (Bakara 110) 7. KELAM: Kelime anlamı olarak konuşma demektir. Bu sıfat, Allah’ın (cc) konuşma özelliğine sahip olup konuştuğunu ifade eder. Bu sıfatın zıddı olan konuşamama ve dilsizlik, Allah için mümkün değildir ve düşünülmesi haramdır. Kelam sıfatı, Allah’ın zatında sabit olan ezeli ve ebedi bir sıfattır. Kelam, kamil ve külli bir sıfat olup bütün varlıklara şamildir. Allah (cc), istediği varlıkla konuşabilir, istediği şeyi istediği varlığa aktarabilir. Çünkü O, her türlü konuşmayı bilir ve her şeye hükmünü geçirebilir. Kelam sıfatıyla Allah (cc), peygamberlere dinini beyan etmiş, emir ve yasaklar koyarak bu peygamberlere bildirmiş ve bu Peygamberler de Allah’ın kelamını insanlara açıklamışlardır. Peygamberlerin elçilik görevleri de ancak Allah’ın Kelam sıfatı ile mümkündür. Peygamberlerin ve ilahi kitapların varlığı, Allah’ın Kelam sıfatının birer delilleridir. Konuşma, varlıklar arasında karşılıklı anlaşma vasıtasıdır. Böylelikle konuşma özelliğine sahip varlıklar, kendi aralarında anlaşırlar, his ve isteklerini birbirlerine aktarırlar. İnsanlar kendilerine has bir şekilde çeşitli sesler vasıtasıyla kendi aralarında konuşup anlaşmaktadırlar. Bugün; bal arısı, karınca ve yunus balığı gibi hayvanların da kendilerine has bir şekilde kendi aralarında konuşup anlaştıkları bilinmektedir. Allah’ın (cc) konuşması ise kendi zatına mahsus bir konuşmadır. Konuşmasının mahiyetini insanlar idrak edip kavrayamaz. Allah’ın (cc) kelam sıfatıyla ilgili Kur’an’da çokça ayet vardır. Bunlardan bazıları şöyledir: “De ki: Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadarını da katsak, Rabbimin sözleri tükenmeden denizler tükenirdi” (Kehf 109) “Musa tayin ettiğimiz vakitte gelip de Rabbi onunla konuşunca, ‘Rabbim! Bana (kendini) göster, seni göreyim!’ dedi” (A’raf 143) Bu ayette geçen “Rabbi onunla konuşunca” ifadesinden anlaşılan o ki, Allah (cc) Musa (as) ile konuşmuştur. Ancak bu konuşma, iki insanın birbirleriyle karşılıklı konuşması gibi değildir. Nitekim Şura suresinde bu husus şöyle beyan edilmiştir. “Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur veyahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir, hikmet sahibidir” (Şura 51) 8. TEKVİN: Kelime anlamı olarak yaratmak, var etmek demektir. Bu sıfat, Allah’ın (cc) bilfiil yarattığını ve icat ettiğini ifade eder. Tekvin sıfatı konusunda mezhep imamları arasında farklı görüşler mevcuttur. Bu nedenle bu konuda izahat yapmaktan ziyade konuyla ilgili bazı görüşleri aktarmakla yetineceğim. Eş’arilere göre; Allah (cc) Halık’tır, bununla birlikte Kudret ve İrade sıfatlarına sahip olduğu için, ayrıca mutlak bir Tekvin sıfatıyla vasıflandırılmasına gerek yoktur. Çünkü yaratmanın mebde’ ve illeti Kudret ve İrade sıfatlarıdır. Tekvin sıfatının ezeli bir sıfat olduğu kabul edilirse, mükevvenatın (mahlukatın) da kadim olduğunu kabul etmek gerekecek. Mutezile’ye göre; Allah’ın mahlukatı yaratmada ayrıca mutlak bir Tekvin sıfatına ihtiyacı yoktur. O’nun zatı, kamil sıfatlarıyla birlikte dilediği şeyi yaratmaya kafidir. Maturidilere göre; Tekvin, Allah’ın her şeyi ezelde değil, ilim ve iradesine göre var olacakları vakitte yaratmasıdır. Tekvin sıfatı Allah’ın zatında sabit olan ezeli ve ebedi bir sıfat olmakla birlikte, yaratılanlar ezeli değildir, ancak tekvin sıfatının bir tecellisidir. Allah’a emanet olun.

foto
Yazar: M. ALİ DOYAR
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal