Başta Urartular olmak üzere İslam’dan önce ve sonrasında onlarca medeniyete ev sahipliği yapan Van, köklü tarihi ve zengin kültürel mirasıyla geleneksel el sanatlarının da yaşatıldığı önemli kentlerden biridir. Yüzyıllardır usta eller tarafından şekillendirilen savatlı gümüş işlemeciliği, baston, ceviz oymacılığı, reşik ve kilim dokumacılığı gibi geleneksel el sanatları, günümüzde de yaşatılmaya devam ediyor. İşte Van’ın geleneksel el sanatları…
SAVATLI GÜMÜŞ İŞLEMECİLİĞİ: VAN’IN SİYAH SANATI
Urartulardan bugüne ulaşan önemli el sanatlarından savatlı gümüş işlemeciliği Van’a özgü olan en önemli el sanatlarından biridir. Osmanlı döneminden bu yana süregelen özel bir zanaat olan savat, gümüş üzerine işlenen özel bir alaşımdır ve takılara siyah bir görünüm kazandırır.
Van’da hayata geçirilen projelerle yaşatılmaya çalışılan savatlı gümüş işlemeciliği dünyanın birçok ülkesinden özel talep ediliyor. Vanlı ustalar, eritilmiş gümüşün üzerine özel bir karışım (savat) işleyerek takı ve süs eşyaları üretiyor. Uygulanan desenler genellikle Urartu, Osmanlı ve Selçuklu motiflerinden esinlenerek hazırlanıyor.
En çok tercih edilen ve hediyelik olarak alınan ürünler ise yüzükler, kolye ve bilezikler, tespihler, tokalardır.
REŞİK
Van’da Urartular döneminden bu yana bölgenin kültürünü yansıtan yöresel ayakkabı çeşidi “Reşik” Van başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından sipariş ediliyor. Unutulmaya yüz tutan reşik, ayakkabı ustası Mecit Emen’in maharetli ellerinde modernize edilerek dünya pazarına ulaşıyor.
Tarihi asırlar öncesine dayanan ve unutulmaya yüz tutan Van’ın yöresel keçi kılından üretilen ayakkabısı Reşik, günümüze uyarlanıyor. Reşik ayakkabısının son temsilcisi olan Mecit Emen, bir kültürün yok olmaması için yeni çalışmalar yapıyor. Tamamen doğal malzemelerden yapılması nedeniyle kaşıntı, terleme, mantar ve kokuya neden olmayan ayakkabıların yok olmaması için yeni öğrenciler yetiştiriliyor.
TARİHTEN GELEN BİR MİRAS: ‘REŞİK’LER
Urartular döneminden bu yana bölgenin kültürünü yansıtan reşikler, Van’ın özgün motifleriyle yeniden hayat buluyor. 20 metrekarelik atölyesinde keçi kılını ip haline getiren Emen, koyun yününden desenlerle bu özel ayakkabılara estetik ve anlam katıyor. Sağlık açısından da birçok avantaj sunan reşikler, doğal yapısı sayesinde organik yaşamı tercih edenlerin gözdesi haline gelmiş durumda.
KİLİM DOKUMACILIĞI
Kilimcilik Van El Sanatları arasında önemli bir yere sahiptir. Düz dokumalar arasında yöre insanının hayvancılıkla uğraşmasının sonucu kilimcilik yaygınlaşmıştır. Geçmişte yöre insanının evlerinde yaygı, minder, yastık, hurç, erzak torbası, çuval, çocuk beşiği, yük örtüsü olarak kullanılmıştır. Mahalli bitkilerden elde edilen kökboyalarıyla boyanan kilimlerde kullanılan renkler; bordu, lacivert, Van beyazı denilen kirli beyaz, naturel kahverengi kullanılmaktadır. Van kilimlerinde ayrı bir güzellik ve duygu vardır. Motiflere; kurtayağı, akrep, çakmak, muhabbet kuşu, koçboynuzu, elibelinde, kemgöz gibi ilginç adlar verilir.
Bugün Van’da bazı kooperatifler ve atölyeler bu sanatı yaşatmaya çalışsa da sanayileşme ve modern üretim teknikleri nedeniyle geleneksel kilim dokumacılığı giderek azalmaktadır.
CEVİZ OYMACILIĞI
Bir başka el sanatı etkinliği de ceviz ağacı işlemeciliğidir.
Özellikle Van’ın Bahçesaray ve Çatak ilçelerinde yapılan ceviz oymacılığı, çeşitli türdeki kaplar, süs eşyaları, satranç takımı, biblolar vb. ürünler şeklinde son derece iyi bir işçilikle sunuluyor.
OYALAR
Van’da oya, kadınların ve kızların özel uğraşları arasında yer alır. Küçük yaşlarda kız çocukları bir tığ ve bir yumak ipliği alıp oyanın temeli olan zinciri çekmektir. Zincir çekmek gibi basit bir teknikle başlangıç yapan kız çocukları becerilerini geliştirdikçe tel oya olarak adlandırılan iplik oyayı yapmaya başlar. Arkasından Van’da en çok kullanılan, beğeniyle yapılan renkli boncuk oyaları yapmaya başlar.
Leçeklerin ve yazmaların etrafını süsleyen oyalar kızların çeyizlerinde önemli bir yer tutar. Kız kundağa çeyiz sandığa düşüncesiyle işe koyulan anneler kızlarının ilk çeyizi olarak bir oyalı leçeği sandığa koymayı hiç ihmal etmez. Oyalar yapanın ve kullananın marifetlerini ortaya koyar, diğer el işlerinde olduğu gibi oyanın fazlalığı ve düzeni, titizlikle yapılmış olması, renk uyumu, kullanıldığı yere uygunluğu şahsın becerikliliğinin ve marifetinin aynası sayılır. Oya gelin kızın kaynanasına götüreceği hediyesinin başında yer alır. Ancak bu oyanın seçkin, kıymetli bir oya olmasına da özen gösterilir.
Oyaların yapımında oyanın özelliğine göre;
Yuvarlak boncuk, kesme boncuk, inci boncuk, boru boncuk gibi değişik boncuklar kullanılır. İplik oyalarında kullanılacağı yere göre iplik seçilir. Bunlar düz renkli ya da ebruli renkli ipliklerdir. Eskiden fındık kuga olarak bilinen çok ince iplikler kullanılırken günümüzde artık naylon iplikler kullanılmaktadır.
Oya yapımı genç kızların ve kadınların boş zamanlarını değerlendirmede önemli yer alır. Oya yapımı genellikle toplu olarak bir arada bulundukları zaman geleneklere bağlı olarak manilerle güle eğlene sürdürülür.
ÖRGÜ ÇORAP
El sanatlarımız içerisinde halk arasında en fazla üretilen, çoğunlukla ihtiyacı karşılama amacıyla yapılan işlerin başında çorap örücülüğü gelir.
Malzemesi tamamen yün olan çoraplar, beş şişle örülür. Renkli motiflerle süslenen bu çoraplar aynı zamanda bir duygunun da ifadesidir. Köylerde örülen çoraplar bir ihtiyacı karşılama unsuru olarak örülse bile okuma yazma bilmeyen, duygu ve düşüncelerini sözle ifade edemeyen kadınların ruh halini anlatan bir araçtır. Renklerin de ayrı bir ifadesi vardır. Beyaz renk sevgiyi, temizliği, kırmızı aşkı, muhabbeti, siyah üzüntüyü ümitsizliği ifade eder.
Kullanılacak ipliğin inceliği çok önemlidir. İncelik çorabın değerini artırır. Bu nedenle iplik hazırlama büyük bir özen ister. Üçem hazırlanan iplik çorap örmede kullanılan en makbul ipliktir. Çok ince yün ipliği ile örülen yüzükten geçme çoraplar genç kızların çeyizinde önemli bir yer tutar. Burunları renkli motiflerle süslü yüzükten geçme çoraplar damat çorabı olarak genç kızlar tarafından büyük bir özenle örülür.
Van ve yöresinde örülen çoraplar natürel renklerle ve renkli motiflerle süslü olmak üzere iki türlüdür. Kadınların ve genç kızların giydikleri çoraplar tamamı renkli motiflerle süslü çoraplardır. Erkek çoraplarının ise sadece burun ve taban kısımları renkli desenlerdir. Erkek çorapları genellikle uzun konçlu, boğazları lastikli ya da lastiksiz düz örülür. Konçların kenarlarına biritler yapılır, içinden bağcık geçirilmek sureti ile bağlanır. Kadınların ve kızlarının giydikleri çoraplar kısa boğazlı ve lastiklidir.
Çoraplar ya konçtan başlanıp burun kısmında tamamlanır ya da burundan başlanarak konçta tamamlanır. Her iki şekilde de beş şişle örülen çoraplar dikişsizdir.
Çorap örme ve kullanma geleneği şehirde de görülür. Günümüzde hala büyük bir ustalıkla ve zevkle örülen çoraplar giyilmektedir. Ancak saf yün iplikten örülen çorapların yerini akrilik karışık renkli, desenlerle kısa konçlu çoraplar almıştır ve genç kızların çeyizlerinde önemli bir yer tutmaktadır.
GELENEKSEL SANATLAR YOK OLUYOR MU?
Van’daki el sanatları, modernleşme ve fabrikasyon üretim nedeniyle kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya. Ancak belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve Kültür Bakanlığı’nın destekleriyle bu sanatları yaşatmaya yönelik çalışmalar yürütülüyor.
Geleneksel el sanatları, bir şehrin kültürel hafızasının en önemli parçalarından biridir. Van’ın ustaları, yüzyıllardır süregelen bu sanatları gelecek nesillere aktarmak için var gücüyle çalışıyor. Ancak bu el emeği göz nuru eserlerin yaşatılması için yerel halkın ve yetkililerin daha fazla ilgi göstermesi gerekiyor.