Van Haber, Van güncel haber, Van yerel haber, Van haberleri, Van son dakika haberleriEKİM AYI HAZAN VE HÜZÜN AYI
loader

EKİM AYI HAZAN VE HÜZÜN AYI

Ekim ayı, hazan ve hüzün mevsimi olarak bilinen sonbaharın bir ayıdır. Bu mevsimde adeta ömrün son demlerini hatırlatır bize tabiat. Solan ağaç yaprakları dökülür, kurumuş otlar savrulur, yeni bir bahara kanat çırpar kuşlar. 
Biz Müslüman Kürtler için ise Ekim ayının bambaşka bir manası vardır. Bu hüzün kat kat olur bizde. İçimizdeki hainlerin gerçek yüzlerini tüm çıplaklığıyla gördüğümüz bir zamandır Ekim ayı. Ekim’de savrulduk kara toprağa bahara daha gür ve taze çıkmak için. Ekimde devrildi civanlarımız toprağın bağrına. Ekimde tarihin belki de çok az şahit olduğu bir vahşet yaşanıyordu Diyarbakır’da.
6-8 Ekim Kobani olayları olarak tarihe geçen tarihin en çirkin, kalleş, namert ve haince hazırlanmış planlar Müslüman Kürtler üzerinde deneniyordu. Bu alçak deneme, Kobani’ye yapılan saldırılar ile hiçbir alakası olmayan Türkiye Kürdistan’ındaki Müslüman kesimlerin tasfiye planıydı. 
PKK ve bileşenleri yıllarca bölgede tüm tilkiliklerine ve şeytani taktiklerine rağmen yükselişini durduramadıkları İslami dinamizmi topyekûn şiddet ile yok edebileceğini tahmin ediyordu. Çözüm süreci adı altında kendilerine açılan alanı da kullanarak Doğu ve Güneydoğunun birçok ilinde başta Hüda par ve çevresi olmak üzere birçok islami kesime ve şahsiyetlere saldırılar düzenlediler. Bu saldırılar namertçe, klleşçe ve hiçbir ahlaki ve vicdani kural ile bağdaşmayan en vahşicesindendi. Diyarbakır merkezde yine memleketlerinden göç etmiş Kobani’lilere yardım götüren Hasan Gökgüz, Hüseyin Dakak, Riyad Güneş ve Yasin Börü’ye saldırarak şehit ettiler. Düşünün ki bu mübarek insanlar binadan atılıyorlar, üzerlerinden araba geçiyor, vücutları yakılıyor ve kurşunlanıyorlar. Tüm bunlar olurken bir de etrafta zılgıtlar eşliğinde “öldürün! Öldürün!” diye cehennem ehlinin sesi yükselmekte. 
Bu olaylar Diyarbak
ır’ın ve belki de dünyanın şahit olduğu nadir vahşet olaylarındandır. Böyle bir vahşet mesela İsrail’de olsaydı hiç yadırgamazdık. Ama gel gör ki, Eshab’ı Kiram’ın bir zamanlar ayak bastığı ve halkının tamamının Müslüman olduğu bir beldede oluyordu bu olaylar.
Diğer yandan işyerleri yağmalanıp talan ediliyor, sakallı ve tesettürlü olanlara ateş ediliyor, işyerlerindeki Kuran’ı Kerim’ler yakılıyordu. Bu olaylara baktığınızda PKK örgütünün zihin haritasını daha yeni anlıyorsunuz. Bu örgütün fırsat bulunca ne kadar vahşileşebileceğini aynelyakin öğreniyorsunuz. Ve “ o zalim kavme lanet olsun” demekten kendinizi alamıyorsunuz.
6-8 Ekim Kobani olaylarının üzerinden bunca zaman geçmesine rağmen bu olaylar ile alakalı olarak tutuklananlar ile ilgili halen ciddi anlamda bir tahkikat yapılmış değildir. Özellikle halkı sokağa döken BDP yöneticileriyle ilgili hiçbir yargılama yapılmamıştır. Selahattin Demirtaş ve Zübeyde Zümrüt mutlaka yargılanmalıdırlar. Bunun dışında Şehit Yasin ve arkadaşlarının olayı ile ilgili kamera görüntüleri ve telefon konuşmalarına rağmen mahkeme kayda değer bir adım daha atmamıştır. Bu ise vicdanları daha da yaralamaktadır. Bu mahkemenin bir an önce sonuçlandırılıp katillere en ağır cezaların verilmesi en makul olanıdır. Yoksa bu tür olayların tekrar vuku bulması kaçınılmazdır. 
Şiddet dalgalarının bir türlü dinmediği coğrafyamız üzerinde çirkin emelleri olan Vahşi Batı ve sömürgeci Amerika hiçbir zaman emellerine kavuşamayacaktır. Bu topraklar küfre ve kâfirlere ev sahipliği yapmayacaktır. Kullandıkları kuklaları ister PKK ister FETÖ isterse de başka bir güç olsun asla başaramayacaklardır.

foto
Yazar: Yusuf CAN
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal
 Reklam